Binalar Değil Bir Algı Yıkılıyor: İdea
Ciddi bi yıkım oldu dostlar.. çok üzücü evet…
Lakin yıkılan sadece binalar, altında can veren insanlar değil, bir bilinç hali yıkılıyor.. İdealler ile inşa olmuş bir dünya hali yıkılıyor hem içimizde hem de dışımızda..
Bir algı yıkılan… çok eski bir algı..
Bu; ideallerin hatta idealizm fikrinin ayakta duramayan binalarının yıkılışı… Herşeyini ideallere dayalı kuran bu algı, bizden ayrı değil. Bir hükümet, muhalefet veya bir insanın da değil..
İdeallere dayalı kurulan yaşantı, yönetim vesaire; şeytanı sadece diğerinde görmeye çalıştığımız, ötede olduğunu varsaydığımız fikrini üretiyor. Ve gerçeğin üstünü her seferinde daha da çok perdeleyen bir durum yaratıyor.
Mesela yanlış inşa edilmiş bir binanın inşa ediliş sebebi birilerinin idealleri olduğu gibi bu bina yıkıldığında bu yanlış inşa olma halini göstermek isteyenlerin de yine davranışları kendi idealleri doğrultusunda oluyor.
Her ideal sahibi taraf, sembolik olarak şeytanı yani kötü giden şeyleri alt edeceğini veya herşeyin çözümünü bildiğini ve bir yandan diğerinin idealinin yanlışlığını ortaya koymaya çalışıyor. Ve zihni bir ideale dayalı olmadığında kendi bilincinden korkmaya alıştırılmış insanoğlu da bir ideale ait olmak zorunda olduğu zannıyla yakın gelene veya fayda sağlayacağı ideale sarılıyor.. Salt gerçeklerin dünyası ileyse kimse ilgili değil. Sanki bir ideale dayanmadığında boşlukta kaybolup gideceğini düşünen, çok eski ve işlevini yitirmiş bir bilinç hali bu… ve inşa ettiği herşey yıkılmaya mahkum gördüğümüz üzere, çağlardır da öyleydi aslında, şimdi daha belki daha çok ve daha gözümüzün önünde gerçekleşiyor.
Çünkü gerçekler ile ilgilenilmeden bir ideal uğruna inşa ediliyor herşey. İnsanlık ideali, iyilik ideali, suçsuzluk ideali, demokrasi, doğruluk, kolaylık…vs. idealleri ile zihinler ikna edilip, bu sinemayı izlerken yine herşey doğanın yabani kanunlarıyla işliyor..
Gerçek; benlikten ve tüm ideallerden sıyrılıp, o dolaysızlıkla bakıldığında algılanabilecek birşey. İnşa edilen şeyin sağlamlığı da bu temele dayalı hep.
Hayvanları severiz ya hani mesela saflıklarından. Bir ideali yoktur çünkü, algısından süzülen gerçekliği seyreder sadece ve o duruma göre konumlanır veya gerekeni yapar. Ve hayvanlar gücün dengesini de hayatta kalmayı da hepimizden çok daha iyi sezerler…
Bizlerse tüm gerçekliğimizi, olması gerekeni, doğruyu bildiğimiz fikri üzerine kurup, bu durumun kozmosun sonsuzluğuna uymasını bekleriz. Yani herşeyi idealize ederiz ve güm bir an gelir o bina yıkılır. Aslında kozmos bize gülüyordur tüm yıkıcılığıyla…
Olanları, yapılan yanlışları yeni idealler geliştirerek çözümleyemeyiz.
Çünkü idealler gerçeklerin gözlenmediği bir algı yaratır ve bu, çoğunlukla yıkım getirir.
Bu yüzden yeni idealler üretmek veya başkalarının ideallerini çürütmeye çalışmak yerine, ideallerin değil algılananların ön planda olduğu bir dünya algısıyla yaşamak ve inşa etmek gerekiyor kanımca.
Bizi bir arada ve güvende tutan idealler değildi hiçbir zaman ve idealleri olmayan bir insan boşlukta yitip gitmeyecek, tam tersi; kendi özgün dünyasını inşa edebilecek asıl kudreti ile buluşacak ve başkaları için inşa ettikleri de gerçeklere dair olacak…
Yitenlere rahmet olsun, başlarımız tez sağalsın, şifalansın dileğiyle.



Yorumlar
Yorum Gönder