Ne “Şaman”ı ne “Davul”u




   Ne şamanı ne davuluymuş arkadaş. Artık kendi deneyimlerimi yazmak icab etti bu konudaki kirli algıyla karşılaşıp durmaktan.


 Herşeyin konsept olarak varolduğu, deneyim olmasa da özgüvenin yeterli olduğu modern dünyamızda, new age ruhsal girişimcilerimiz sağolsun “Şaman” ve “Şaman davulu” nesnesini de konseptleştirdiler. 

  Çanaklarını ve şaman davulunu parasını verip, alıp geliyosun, gerekli meblağı ödeyip, 1 hafta 10 gün “öğreti” yi de hızla alıyosun. Ve hoop ses şifacısı fısı fısı “şaman” vıdı vıdı hazıır…


 Tabi sorular çeşitli : 

 Ulan bütün işi çanak, gong, davul yapacaksa şifacı nerde şaman nerde? Veyahut bunlar böyle bizim isteğimizle veya gerekli meblağı ödeyince öyle “yüce”kişiler tarafından 3-5 günde verilebilecek şeyler mi? Hatta nedir bu her yerde şifacılar, hepimiz mi şamanık gardaş durumu?

 

 Ben kendi deneyimlerimden yanıtlamak istiyorum sizi.


  Öncelikle 20 yılı aşkındır ses frekansının bil fiil her halinin araştırıcısı, ve bir enstrumanın, hatta herhangi bir nesnenin nasıl bi erk nesnesine dönüştüğünü tasarlayıp, üreten, araştırıp, deneyimleyen biri olarak, ilkin “Şaman Davulu” nu ele almak istiyorum.

  Bir hayvanın ruhunun yaşayışından, deriye dönüşene kadar ki serüveni ve süreci, kasnak olarak kulanılan ağacın ruhunun yaşayışından kasnak olana kadar ki serüveni ile doğru şekilde seçilip işlenebilmiş olmaları ve tabi özellikle davulu ele alan kişinin davulla olan serüven ve süreci ile de yıllar içinde ancak olgunlaşıp, oluşabilen bi erk nesnesinden bahsediyoruz. 

  Sırf bir davul yapıldı diye olacak birşey olmadığı gibi tüm bu süreçler sonucunda bu yoğunluk oluşmayabilir de. 


   Canlılığını frekans olarak yıllarca besleyeceğin ve içselleştirebilirsen oluşacak birşey bu. Sunulacak bir konsept değil. 

  Veya gidip bi davul satın alıp, 1 hafta 10 gün ders alındı diye oluşacak bir durum da değil. Karanlığa tamam olunmuş bi yolculuk hali ile yıllar içinde içselleşecek, oluşacak bir erk nesnesi. Ki böyle bir durumda bile bu tip sabit ve iddalı isimleri kullanmak çok da duruma yakışacak birşey değil deneyimimce.


  Fikirler bile artık tüketim malzemesi olduğu için, herşeyin konsept olarak sunumu ile ilgili aklı kıt zihinlerimiz bunu da sağolsunlar konseptleştirdiler.


  Şaman nere bir konuuu, davul nere ayrı bir konu…


  Ve evet “Şaman”.


  Bu ben de dahil aslında kimsenin kolayca atıp tutmaması gereken bir konu. 

  Mesleği veya bir ünvanı bırak bir kişi veyahut da bir mertebe de değil. Öğrenilecek bişey hiç değil.

Nadirlikle başa gelen ve kabul etmesi de, içselleştirmesi de zor ve çok ağır bedeller ödeten bir durum bu. Bir algının ismi bu.. bir tarafı ile her varlığın içinde mevcut da bir algı tabi.. Lakin çağlardır, konunun derinliğini koruması adına, kişilerin böyle çağırılmasından çekinilen, sırlanan, hem de kişinin bir hırka gibi giyemeyeceği, karanlığa olan cesaret ile açığa çıkan, ağır ve bedelleri olan bir algı durumu. 

  Dediğim gibi karanlık bir kapı. 

  Şifanın birilerine aydınlık getirmek gibi gösterilen bol egolu haline, bu yanılsamalara, tabiri caizse götüyle gülecek karanlıkta bir kapı. 

  Şifa karanlıkla yüzleştikçe oluşuyor iken bu o karanlığa balıklama dalma halinin akılsız ve delice başa gelmesi hali…

  Toplum lugatında esasen bu tip kişilere “şaman” kelimesini değil de, bu algıyla savrulup, yoğrulup, çarpılmışlığından ve harab olmuş görüntüsünden mütevellit; “köyün delisi” veya düz “deli” kelimesini yakıştırırlar.

   Ne zaman ki bi sorunda aklın yolundaki uygulamalar biter, o zaman yaklaşılınır o deliye..  ve varsa o delide “Şaman” bilincinin esamelerinden tahta eksiklikleri, ve karanlığa dalabilme - geri gelebilme deneyimi, belki karanlığına dalıp yüzleşmesine vesile olur o kişinin. 

  Bu; çağlarca hurafesi, safsatası bol olmasına rağmen, duru olarak bu şekilde gerçekleşen bir durum. Ve ne karanlığın, ne şifanın doğası, ne de unsurların doğası değişmedi biz her boku pazarlamayı öğrendik diye. 

  

  Şimdi gel ordan şaman şovlara, tatilli kamplara, bol takipçili üç kuruşa yüce hocalara, pozitif telkinli sosyal şamanik başarılara. 


  Sözün kıssası 

  

  Bir durum var her dimaktadır lakin göt ister karanlığı..

  Bir davul var et kemiktendir lakin ruh ister helallığı..

   

  Bi yavaş.. bi sakin..  isssss…..

 

Yorumlar

  1. Aglatan, güldüren, düşündüren cinsten bir yazı daha... özellikle "güldüren" ve "düşündüren"... nice karanlıklara dalıp sonra da sağ salim çıkabilmeli okumalara... hatta nasipse kanlı canlı konuşmalara :))

    YanıtlaSil
  2. Abi bir şey de de kötü ol ya :D

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar