Görünen Yüz ve Öz - 2
Ve görünen yüz bize hoş gelmediğinde...
Zamanın türlü kesitlerinde, ne kültürler, ne yaşam döngüleri vuku bulmuş dünyada.. ve tüm bu döngüler yeni bir varolma biçimine dönüşerek, devretmiş bütünsel varlığını. Doğup, ölen canlılar gibi, durduğu yerde değişip, dönüşen kayalar gibi, bitki örtüleri gibi, dönüşüyor kültür de döngüler de…
Ve tüm bu döngülerin değişim zamanlarında, kaynaktan gelen özün, görünen yüzü de durmaksızın değişiyor…
Bugünlerde görünen yüz; sanki öz hiç yokmuş gibi döngüler kurulup, yaşanıyor çoğunlukla. Öylesine dönülmüş ki görünen kısma.. tüm efor, tüm yatırım mümkün oldukça görünen yüze yapılıyor.
Bu belki üzücü, belki hızlı ve belki de sığ gelebilir, kimbilir. Lakin ben size, bu konuyla ilgili, başka bi durumdan bahsedeceğim..
Görünen yüze aşırı şartlanmanın gözlemcisi olan bir çoğumuz, ne olursa olsun dünyanın bir parçası olsak da; nesnelerin, olayların, kişilerin, bu kadar çok gösteri yüzleriyle anılmasından, görünen kısma aşırı odaklanan ilgi alanları oluşturulmasından rahatsız ve şikayetçiyiz de.
Herşey öncelikle ve çoğunlukla görünen yüzüyle varoluyor çağımızda..
İşte bu noktada, farketmeden bi hakikat kumpasının içine çekildiğimizi görüyorum:
Özün; yollarını sessizce, hiçbir gereksinimi olmadan çizişinin, gerçeğine vakıf olmuş gibi davranabiliyoruz.. belki de bu sonsuz varoluş halinin, her şey gibi, eşsiz birer parçası oluduğumuzu bilişimizden kaynaklı.. doğru yolu “bilen” kişiler olarak tanımlıyabiliyoruz kendimizi.
Öyle olup olmadığımız başka bi yana, kendimizle ilgili bu “bilgelik tespiti”nin devamında; görünen yüzde aşırılaşanlara, çeşitli dışa vurumlarla, anlatımlarla bu aşırılığı farkettirip gösterme, uyandırma eylemlerinde bulunabiliyoruz.. veyahut da zihnimizde bu konuyla çarpışıyoruz.
Lakin bu durum bizi bir seviyeden sonra, sürekli olarak görünen yüze bakan ve onla ilgilenen bir halin içinde tutmaya başlıyor.
Yer yer işlevsel ve faydalı olsa dahi, bu eleştirel hali koruduğumuz müddetçe, bilinç mesaimiz, özün olma halinden kopuk, akışı tam olarak dinleyemeyen bi şekilde, görünen yüze bakmakla, geçiyor.
Dolayısıyla farketmeden biz de yaşamımızı görünen yüze odaklayıp, bu yüz ve öz dengesizliğini düzeltip, dengeleme kaygısıyla, enerjimizi özden gelene değil, onun görünen kısmına harcamış oluyoruz…
Şeylerin, bize nasıl gelirse gelsin, görünen bi yüzü hep olacak. Her çağda ve belki her ay, hafta, bazen o dakika değişime uğrayacak.. ve hiç kimse bunu hiçbir zaman durduramayacağı gibi, çok fazla uzağında da kalamayacak..
Bu yüzden kendime ve de almak isteyene tavsiyem odur ki; gerçeğin bize görünen yüzü, karşımıza çıkan bi aşırılık hali dahi olsa, ona takılmadan, kendi özümüzün bağlantı kurma yöntemlerini yaşamaya devam etmeliyiz.. özün en duru halini yaşadığımız becerilerimize, yaklaşımlarımıza enejimizi ve eforumuzu aktarabiliriz.
Bu noktada olup bitenlerin görünendeki yansımalarına o kadar da takılmazsak, özümüz kendini gerçekleyebilir ve görünen kısma da her hali ile yansıyıp, sirayet eder.
Yüz ve öz ayrılıktan azad olur ve birleşir belki de…
Herhangi bi sebeple görünen yüz ile savaşmak, eninde sonunda, insanın kendi öz varlığını yaşamasına, varlığın özüyle bağlantıya geçmesine engel oluşturuyor.
Zihin farkında olmasa bile, özünde herşey, canlı ve cansız ayırdetmeden, birbirine bağlı.
Levh-i Mahfuz’a yazılan herşey, Vahdet-i Vücut’da da belirir.. her canın, her nesnenin duruşunun bi parçası haline gelir ansızın.
Belki kulaklar duymaz, gözler görmez ama o düzlemde ulu bi us var ki bağlar herşeyi birbirine. Bu yüzden varolan, var olduğu an, her dimağa görünür olur.. özü dinleyen her canlı için erişilebilirdir artık.
Derler ki:
“Burda olan heryerdedir, burda yoksa başka hiçbir yerde yoktur.”
Dolayısıyla görünen yüz; özün gelip geçecek, görünüp kaybolacak bi durumudur en nihayetinde.
Özün hareketi ise her dimağın, her nesnenin duyumsayacağı bi olma halidir..
Yüze takılma, ne beğendin diye, ne de yanlış buldun diye.. o elbet değişecek
Öze asılma, bildiklerinden ötedir o, yaşanacak ve herşeye sirayet edecek.
Ve birleştiğinizde, sana ne hissedecek öz kalacak, ne de yüz izleyecek.



Yorumlar
Yorum Gönder