Servis: Tepside İnsan
İnsanların servis edildiği haline saygı duyuluyor artık.
Gözüne, yüzüne, becerilerine, yaptıklarına, yapamadıklarına, hayatına, bütünlükle bunlara bakıp, gözlemleyerek bulgulanabilen gerçeklere değil. onlara çok gerek de duyulmuyor artık.
Servis edilen etiketler değerlendiriliyor.. saygı duyuluyor, ya da duyulmuyor.
Tüm duruluğuyla orda dursa bile cevher; sunumu yoksa anlaşılmıyor artık..
Herkes bi video, bi fotoğraf, bi ürün artık..
Çoğu insan, olguları, sahip olduğu tanımsız ve dolaysız, kendi becerileri ile dinlemiyor, izlemiyor ve buna çok önem de vermiyor.. Sergilenecek bi durum veya bi getiri içermedikçe, kendi gerçeğine bile pek ilgi duymuyor..
Herkes gittikçe daha çok “biliyor” veya bilmek için, türlü etikete sahip bi ürüne dönüşebilmek için eğitimler alıp duruyor.
Hal böyle olunca da; ya ürünüz ya da şirket artık, hepimiz birbirimizin gözünde..
İstisnalar veya bu durumu eleştirenler ise kaideyi bozamadığı gibi; “uyumsuz”, “çağa ayak uyduramayan” veya “götü kalkık” olarak anılıyor…
Sessizliktir evren var olduğundandır en çok yer kaplayan. Ses; bu hakikatin üstünde sadece kısa bir görüntüdür..
Boşluktur aslında yarıdılıştan beri heryeri kaplayan. Madde, bilgi, ün, başarı ve tüm inşa edilenler, bu hakikat zemininde görünüp kaybolan kısa anlardır sadece..
Dinle boşluğu dinle,
Ki anla sessizliği,
ki anla zeminin hakikatini.
Ve inşa olan bulsun,
doğru ama fani yerini..



Yorumlar
Yorum Gönder